|
| |||||||||||||||||
| |||||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSatış Noktaları |
Sansür olmalı mı?
Peki sansur nereye kadar olmalı?
Vakti zamanında yayınlanan çocuk dergileri, bünyelerinde pek çok çizgi roman barındırmışlar. 1970-1985 yılları arasında süreli çizgi roman yayınlarını aratmayacak kadar bol çizgi roman yayınlanmış. Milliyet Çocuk dergisi'nin 1980 ve sonrası sayılarında, Tercüman Çocuk Dergisi ve Yaman Çocuk sayılarında bazıları piyasada kitap halinde satılan çr'lerin tekrarı bol bol çizgi romanlar tefrika halinde yayın şansı bulmuş. Bu, ülkemizde neden Frankofon ve Belçika işi çizgi romanların yaygınlaşamadığını da açıklıyor aslında. Bu türdeki dergilerin çoğunun teliflerini çocuk dergileri ve Zıp Zıp türü karma dergiler kapmış geçmiş. Bruno Brazil'den tutun, Korkusuz Badi, Göklerin Hakimi, Thorgal, Rahan vs vs... Hazine gibi malzeme içeriyorlar. Ancak önemli bir detay işin keyfini kaçiriyor. Dergilerin "çocuk" iþi olması beraberinde sansürü de getirmiş. Bu gün için ilkokullara hitabeden çoğu dergilerde bile yeralan kimi cesur kareler, o dönem dergilerinde sansüre uğramış. Mesela Tercüman Çocuk Dergisi'nin 21 Mayıs 1982 tarihli 21. sayısında yeralan Yüzbaşı Volkan'ın Gizli Hava Kuvvetleri isimli macerasının 2. bölümünde Volkan'ın beraber göreve gittiği Alev'in duş alma sahnesinin olduğu bir kare vardır. Orijinalinde Alev'in bedeni gölgelenerek sadece hatlarının belli olduğu masum bir kareyken, dergide bu karenin yarısı gitmiş. Alev'in sadece kafası görünüyor. Daha sonraki karelerde Volkan ve Alev aynı yatağı paylaşırlar fakat herhangi bir müstehcenlik sözkonusu değildir. Hatta Alev "bana hic dokunmadı bile, durumdan faydalanmadı" filan diye düşünür. Bu masum kare de tümüyle uçurulmuş. Bunları orjinali elimde olduğu için biliyorum. Oysa Thorgal'ın 8 sayısı hariç, diğer çr'lerin orijinalleri veya sansürsüz türkçe basımları halen elimizde yok. Hangi kare ne kadar uçuruldu neye istinaden uçuruldu bilemiyoruz. O nedenle bence bu dergileri toplamak zamanın frankofonlarının koleksiyonlarını yapmak anlamına gelmiyor. Hatırlarsanız Tay yayınlarının Karaoğlan'larında Suat Yalaz bazı karelerdeki çıplak kadınlara "uygun giysiler" giydirerek üstü kapalı bir sansür uygulamıştı. O uygulamada bile "kare çıkarma" yapılmadan iş halledilmişti. Peki sansur nereye kadar olmalı? Sansür olmalı mı? Günümüz frankofonlarına veya Preacher veya Baskomiser Nevzat'taki gibi kimi örneklere baktığımizda sansürün nerede olması gerektiği bence sırıtıyor zaten. Kırk yılın başı ilginç bir yerli deneme yapılıyor ama nedense Beyoğlu'nun en iğrenç yerleri en iğrenç görüntüleri en iğrenç kadın çizimleriyle önümüze serilerek başlanmış işe. Estetikten yoksun ortamlar estetikten yoksun karelerde ortaya dökülmüş. Yeni dönem yerli çizgi romanlara baktığımızda mide bulandırıcı bir müstehcenlik konmadan yapılamıyor kolay kolay. Leman ekolüyle yetişmiş bir kuşağın elinden çıkma bu işlerin içeriğindeki neden kolayca tahmin edilebilir kanımca. Bu tür yayınları Çocuk dergilerini okuyan kuşakların önüne hangi yaştan itibaren koyabiliriz düşünmek lazım. Sonuç; Hiç bir şekilde sansüre taraf biri değilimdir. Kasıtlı milli ve dini hakaret içermediği sürece yayınların yaratıcısının kurgusu neyse o şekilde basılması gerektiğini sonuna kadar desteklerim. Hiç bir kurum veya kuruluş sanatçının işinin içeriğine karışmamalı. Ancak sansür yine de olmalı. Tüketicinin kafasının içinde olmalı. Beğenmediği yayını almayarak kendi sansürünü uygulayabilmeli. Lami Tiryaki Bu haber 251 defa okunmuştur.
|
GALERY
|
|||||||||||||||
|
Ümit Kaptan Altyapy: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||